Selam İmam Hatiplim

Ana Menü

Hergüne Bir Dua
Ey Rabbim! Nice yüzlerin beyaz, nice yüzlerin kara olacağı günde yüzümü nurunla beyaz kıl, nurlandır.

En Son İncelemeler
Müdürümüzden

Forum Başlıkları
En Yeni Forum Başlıkları
Tanıdın mı Beni?
arkadaşlarımı arıyorum
Öss Tarih Soruları İ...
Her Güne Bir Hadis
E-Kütüphane
En Fazla İlgilenilen Başlıklar
Tanıdın mı Beni? [3]
Öss Tarih Sorular... [1]
arkadaşlarımı arı... [0]
Her Güne Bir Hadis [0]
E-Kütüphane [0]

Linkler

* Milli Eğitim Bakanlığı

* Din Öğretimi Genel Müdürlüğü

* İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü

* Konak Milli Eğitim Müdürlüğü


MEB Haberler

Google Arama Yap


Atatürk ve İngiliz General.

İŞTE ONURLU BİR DÖNEMİN CANLI KANITI...

Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir’de geçireceği ilk geceyi yaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa İzmir'de ilk gecesini çalışarak geçirdi. Zengin bir sofra hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı.

 

Ertesi sabah erkenden uyandık.Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik.Vali, İngiliz konsolosu ile konuşuyordu.Biz gelince vali ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa’yı tanıştırdı. Konsolos iyi Türkçe biliyordu.Paşa valiye sordu: -“Konu nedir”?

“Vali anlattı:

-“Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla rum ve ermeni azınlığın güven altında olup olmadığından endişeleniyorlar.Ben kendilerine herkesin güven altında olduğunu bildirdim”

Mustafa Kemal Paşa konsolosun Türkçe bildiğini biliyordu,buna rağmen kendisine valiyi muhatap aldı:

- “Ee, peki daha ne istiyormuş?”

Bu soruya konsolos Türkçe cevap verdi:

-“Tebamız için hükümetinizden yazılı teminat istiyorum! “

Paşa:

-“Ne yani, Yunanlılar zamanında siz tebanızı daha emniyette mi görüyordunuz ?”

Konsolos, kasılarak:-“Evet’ dedi,“Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette görüyorduk.”

-“Öyleyse buyurun, tebanızla birlikte Yunanistan’a gidin, efendim !”

Konsolos sinirlenerek sesini yükseltti:

-“Yani majestelerimin hükümetine savaş mı açıyorsunuz?”

Paşa:

-“Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz?Ben Millet Meclisinin Başkanı ve Türk orduları başkomutanıyım.Savaş açmaya da barış yapmaya da tam yetkiliyim.”

“Peki,siz kimsiniz ?! Hükümetiniz adına savaş ve barış görüşmeleri yapmaya yetkili misiniz?Böyle bir yetkiniz varsa görüşelim.”

“Yoksa (eliyle kapıyı gösterdi) buyurunuz dışarıya, efendim !..”

Konsolos,Mustafa Kemal Paşa’nın son sözleri üzerine sapsarı kesildi ve tek bir kelime söylemeden kapıdan çıktı gitti.

Mustafa Kemal Paşa,adamın arkasından valiye döndü: “-Bunlara yüz vermeyin vali bey ! Bir donanma önünde pısacak, bir blöf karsısında yelkenleri suya indirecek bir devletçik sanıyorlar bizi ! Küstahlık derecesine bakın, bana savaş mı açıyorsunuz ?Diye soruyor.”

“Barut kokan bir odada adamın sorduğu şeye bak !.. savaş halinde değiliz sanki !”

Birkaç saat sonra, İngiliz donanması komutanı hükümet konağının kapısından girerek Mustafa Kemal Paşa’nın odasına yöneldi.Nazik fakat öfkeli bir hali vardı. Ruşen Eşref kendisine ne istediğini sordu.

-“Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek istiyorum !.. “

Birlikte odaya girdiler,kapı kapandı.

Amiral: -“Çok güç koşullar altında bir savaş kazandınız, sizi asker olarak içtenlikle kutlarım.Çanakkale’deki başarınızı rastlantıya borçlu olmadığınız kanıtlandı böylece.Büyük bir askerle tanıştığım için memnunum.”Diyerek övgüler yağdırmaya başladı.

Paşa, bıkkın bir ifadeyle: -'Bunları geçin amiral. Çok isimiz var. Asil konuya gelin' dedi..

Amiral bu tavır karsısında bocalayarak konuya girdi: -“İzmir’de tebamız ve sizin azınlıklarınız Ermeniler, rumlar var. Yeni askeri yönetim altında bu insanların statüsü nedir? Güvende midirler?”

-“Hiç kuskunuz olmasın amiral. Tebanız ve azınlıklar hükümetimizin koruması altındadır. Suç islemeyenler, kendilerini güvende sayabilirler.”

-“Peki, suç isleyenler?”

-“Suç isleyenler sayın amiral, muhtemelen sizin ülkenizde de olduğu gibi, adaletin huzuruna çıkar.Suçlu olanlar,cezalarını çekerler.”

-“Fakat Paşa Hazretleri, fevkalade günler geçirdik. Yunan ordusundan cesaret alan rumlar şımarıklık yapmış olabilir.Bugün bu insanlar yerli halkın düşmanlığı ile yüz yüzedirler. Ermenilerin biliyorsunuz büyük bir bölümü göçe zorlandı ve önemli bir bölümü hayatlarını kaybetti. Bu ruh haliyle Yunan ordusu ile işbirliği yapmış, bazı Türklere zor günler geçirtmiş olabilirler.Bunlar, fevkalade günlerin olaylarıdır,bağışlanması,hoş görülmesi gerekir.Eğer bu kişiler halkın husumetine bırakılacak olursa,bütün dünya aleyhinize kıyameti koparır!..”

Son cümleye kadar amirali sakince dinleyen Mustafa Kemal Paşa, “dünyanın koparacağı gürültü” ile tehdit edilince amiralin sözünü kesti:

-“Üstünlük pozunuzu derhal bir kenara koyunuz amiral!Milletleri tehdit etmekten de vazgeçiniz.İngiltere ve müttefiklerinin kıyamet koparıp koparmayacağını düşünmem bile ! Bunlar memleketin içişleridir ve de sizin bu işlere karışmanıza müsaade etmem.Majestelerinin devleti bizim azınlıklarla uğraşmaktan vazgeçsin.”Kim ki bize saygı beslemez, bizden de saygı beklemeye hakkı olmaz.”

Amiralin yüzü bembeyaz oldu:

-“İngiliz hükümetinin tebasını her yerde koruma hakkı devletler hukuku teminatı altındadır. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladığımız rum ve ermenilerin güven içinde bulundurulmasını sadece rica ettik.Yoksa biz bu güvenliği sağlayacak güçteyiz... “

Paşa: -“Arkaladığınız Yunan ordusunun denizde yüzen cesetlerini herhalde görmüş olmalısınız. Ordumuz asayişi sağlamıştır.İzmir limanını donanmanıza kapatıyorum. İsterseniz, tebanızı gemilerinize doldurabilirsiniz.Donanmanızın en kısa zamanda limanı terk etmesini istiyorum !”

Sert sözler karsısında amiral ne yapacağını sasırdı: “İngiltere’ye savaş mı açıyorsunuz?”

Paşa:“savaş açmak mı?Siz yoksa Sevr antlaşmasının halen yürürlükte olduğunu mu sanıyorsunuz?Biz onu çoktan yırtıp attık bile.Karşımda serbestçe oturuşunuzu,sizi konuk saymama borçlusunuz !”

“Fakat nezaketimizi kötüye kullanmanıza müsaade edemem.Şu anda hukuken “barış antlaşması yapmamış” iki devletiz.Savaş hukuku halen yürürlüktedir.Gemilerinizi derhal karasularımızdan çekmenizi size tekrar ve son defa ihtar ediyorum !...”

Bir balmumu heykeline dondu amiral... Sert adımlarla girdiği Mustafa Kemal Paşa’nın odasında oturduğu sandalyede küçüldükçe küçüldü ve sonunda kekeleyerek:”- Affedersiniz !” dedi, yerlere kadar eğilerek geri geri kapıya gidip dışarı çıktı.

Olay kısa sure içinde şehirde duyuldu...İngiliz ve Fransızlar kendi uyruklarını gemilere bindirmeye başladılar. Birkaç saat sonra da sessizce çekilip gittiler.

Aktaran:

Salih Bozok (Atatürk'ün Başyaveri)



"BİR KEZ DAHA HATIRLATALIM DEDİK"


Atatürk

Atatürk Sayfası İçin Tıklayınız


Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın

Çevrimiçi Kullanıcılar
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2
Çevrimiçi Üyeler: 0


En Yeni Üye: cullan
    Bugün   : 0
    Dün      : 0
    Bu Hafta: 1
    Bu Ay    : 0
    Bu Yıl     : 42
Toplam Üye: 116
En Son Ziyaret
 yakuperinc 04:15:54
 cullan 4 günler
 esmerim 5 günler
 kardelenm... 2 haftalar
 gocmenkus 3 haftalar
 betul snn 3 haftalar
 ilhan 3 haftalar
 mlksonmez 3 haftalar
 havvanur 3 haftalar
 abdullah ... 4 haftalar


Bugün Doğan Üyeler
Bugün doğan üyemiz yok

16 Dilde Sözlük

Kelime:

Dil:


Anket
Hangi Faaliyet Yapılmalı?















Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.


Copyright © 2005 Site Tasarım: M.Hicabi ŞAHİN-M.Yakup ERİNÇ
Powered by PHP-Fusion copyright © 2002 - 2010 by Nick Jones.
Released as free software without warranties under GNU Affero GPL v3.
Sayfa oluşturulma süresi: 0.07 saniye | 94,139 Tekil Ziyaretçi